Henri Rousseau (1844-1910), 'Gümrükçü Rousseau' lakabıyla bilinen naif sanatın en özgün temsilcisidir. Laval'de doğan Rousseau, 40 yaşına kadar Paris gümrük memuru olarak çalıştı ve resmi hiçbir sanat eğitimi almadı. Emekli olduktan sonra tamamen resme odaklandı. Akademik tekniklere sahip olmamasına rağmen, olağanüstü hayal gücü ve özgün vizyonu ile büyüleyici eserler yarattı. Hiç tropikal ülkelere gitmemiş olmasına rağmen, botanik bahçelerinden ilham alarak egzotik orman sahneleri üretti. 'Rüya' (1910) ve 'Yılan Büyücüsü' (1907) gibi eserleri, naif bir teknikle sürreal bir atmosfer yaratır. Düz perspektif, detaylı yapraklar ve gizemli figürler onun tarzını oluşturur. Yaşamı boyunca eleştirilere ve alaylara maruz kalan Rousseau, Picasso, Apollinaire ve Kandinsky gibi avangard sanatçılar tarafından keşfedildi ve takdir edildi. Picasso onun onuruna bir ziyafet düzenledi. Rousseau'nun çocuksu saflığı ve özgünlüğü, Sürrealizm ve modern primitivizm için ilham kaynağı oldu. Kendine özgü görsel dili ile, akademik eğitimin sanat için zorunlu olmadığını kanıtladı.