1980'deki bu eser, Eyüboğlu'nun mozaik tekniğini tam soyutlamaya taşıdığı örnektir. Figüratif referanslar tümüyle kaybolur, saf renk ve form ilişkisi kalır. Geleneksel zanaat modern sanatın ifade gücüyle buluşur. Her taş parçası dikkatlice yerleştirilmiş bir nota gibidir. Türk sanatında özgün bir ses yaratır.