1915'teki bu eser, gündelik İstanbul hayatını lirik bir dille anlatır. Dar sokaklar, ahşap evler ve ışık-gölge oyunları nostaljik bir atmosfer yaratır. Hoca'nın spontane fırça tekniği, anın canlılığını tuvalda dondurur. Kaybolmakta olan İstanbul'un duygusal bir belgeselidir.