Rubens'in 1639'daki bu mitolojik başyapıtı, olgun dönem üslubunun zirvesidir. Üç tanrıça idealize edilmiş güzellikle tasvir edilir. Renk paletinin zenginliği ve fırça tekniğinin özgürlüğü büyüleyicidir. Mitolojik konu erotizm ve estetik tartışmaya dönüşür. Barok resmin en muhteşem örneklerindendir.
Peter Paul Rubens, mitolojik konulara sık sık döndüğü kariyerinde "Paris'in Hükmü" temasını birden fazla kez ele almıştır. 1606'dan önce yaptığı versiyonların ardından, otuz yıl sonra sanatçı bu konuya tekrar yönelmiştir. Bu geç dönem eserlerinden en tanınmışları 1636'da Londra ve 1639'da Madrid için yaptığı büyük boyutlu tablolardır. Her iki kompozisyonda da tanrıçalar Afrodit, Athena ve Hera bir tarafta, çoban kılığındaki Truvalı prens Paris ise Hermes eşliğinde diğer tarafta yer alır. Paris'in yanında çoban köpeği, arka planda ise koyunları görülür. 1636 tarihli versiyonda sol uçta Kupidon, tanrıçaların üzerinde ise Alekto figürü bulunurken, 1639 versiyonunda Hera ile Afrodit arasına ikinci bir Kupidon eklenmiştir. 1636 tarihli eser, Lukianos'un "Tanrıçaların Yargısı" anlatısını izler ve altın elmanın verilişini betimler; ancak yapılan değişiklikler, Rubens'in başlangıçta hikâyenin daha erken bir anını resmettiğini göstermektedir.