Nuri İyem'in işçi sınıfına adanmış bu güçlü eseri, emek ve mücadeleyi dramatik bir kompozisyonla anlatır. Figürlerin kas yapısı ve yorgun yüzleri, fiziksel emeğin ağırlığını hissettirir. Sosyal gerçekçiliğin Türkiye'deki en etkili örneklerindendir.
1968'de yapılan bu eser, Türkiye'de işçi hareketlerinin yükseldiği bir döneme denk gelir. İyem, atölyesinde değil, fabrika ve şantiyelerde çalışarak bu figürleri gözlemledi. Ellerdeki nasırlar, alındaki ter, eğilmiş sırtlar - hepsi gerçek. Sanatçı, emekçiyi soyut bir kavram değil, somut bir kahraman olarak sunar. Eser, politik bir manifestodur.